Türkiye’nin alerji haritası açıklandı: Sezaryen doğum risk faktörü
Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği verilerine göre, sezaryenle doğan çocuklarda besin alerjisi riski artarken, bölgelere göre alerjen türleri farklılık gösteriyor
ACİL HOST / ANKARA, TÜRKİYE — 28 KASIM 2025
Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), ülke genelinde yaptığı kapsamlı analizle çocuklarda besin alerjisinin bölgesel dağılımını ve doğum şekliyle ilişkisini ortaya koydu.
Araştırma sonuçları, Türkiye'deki yüksek sezaryen oranlarının alerji vakalarındaki artışla paralellik gösterdiğini belgelerken; uzmanlar astım ve alerji yönetiminde fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekiyor.
Bölgesel alerji haritası ve klinik bulgular
AİD tarafından Prof. Dr. Ayşen Bingöl koordinatörlüğünde yürütülen çalışmaya göre, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde görülen besin alerjileri çeşitlilik gösteriyor. Marmara ve Ege bölgelerinde "süt" en sık görülen alerjen olarak öne çıkarken; Akdeniz, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinde "yumurta" alerjisi ilk sırada yer alıyor.
Elde edilen verilere göre, besin alerjisi tespit edilen çocukların yüzde 56’sında alerjik egzama (atopik dermatit), yüzde 23,6’sında hışıltı ve yüzde 14,1’inde astım bulgularına rastlanıyor.
Sezaryen doğum ve bağışıklık ilişkisi
Araştırmanın en dikkat çeken bulgusu, doğum şekli ile alerji gelişimi arasındaki ilişki oldu. Besin alerjisi görülen çocukların yüzde 68,5’inin sezaryenle, yüzde 31,8’inin ise normal yolla dünyaya geldiği belirlendi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel, Türkiye’de sezaryen oranlarının yüzde 54 seviyelerinde olduğunu ve bu durumun Dünya Sağlık Örgütü standartlarının üzerinde seyrettiğini vurguladı. Şekerel, "Bebeklerin normal doğum kanalından geçerek dünyaya gelmesi, onların bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Doğal yöntemlerden uzaklaştıkça alerjileri daha sık görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Yetişkinlerde çapraz reaksiyon riski
Yetişkinlerdeki alerji seyrine değinen Çalışma Koordinatörü Doç. Dr. Gülden Paşaoğlu Karakış ise besin alerjisinin kadınlarda daha sık görüldüğünü aktardı. Karakış, özellikle polen alerjisi olan hastalarda "çapraz reaksiyon" riskine dikkat çekerek, "Polen ve bazı besinlerdeki proteinlerin benzerliği, hastada besini tükettikten sonra ağızda uyuşma ve karıncalanma gibi belirtilere yol açabiliyor" dedi.
Astımlı çocuklarda fiziksel aktivitenin önemi
Uzmanlar, alerjik astım tanısı alan çocukların yaşam kalitesini artırmak için düzenli egzersizin kritik bir rol oynadığını belirtiyor. Fiziksel aktivite, akciğer kapasitesini artırıp bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyon riskini azaltıyor.
Astımlı çocukların egzersiz sırasında dikkat etmesi gereken noktalar ise şöyle sıralanıyor:
-
Aktivite öncesi ve sonrası mutlaka ısınma ve soğuma hareketleri yapılmalı.
-
Hekim tarafından önerilen ilaçlar düzenli kullanılmalı.
-
Egzersiz sırasında belirtiler başlarsa aktivite durdurulmalı.
-
Hava kirliliğinin yoğun olduğu ortamlarda açık hava sporlarından kaçınılmalı.
Doğru nefes tekniklerinin öğrenilmesi ve kilo kontrolünün sağlanmasıyla birlikte, fiziksel aktivite astım semptomlarının hafifletilmesine önemli katkı sağlıyor.
Kaynak: Prof. Dr. Ayşen Bingöl
Tepkiniz nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Sevdim
0
Eğlenceli
0
Vay
0
Üzgün
0
Sinirli
0
Yorumlar (0)