Şenay Ekin: Spikerlikten diksiyon eğitimine uzanan yolculuk

Spiker ve diksiyon eğitmeni Şenay Ekin, konuşma pratiği ve nezakete odaklanıyor; Elginkan’ın 4 Kasım programında Diksiyon ve Hitabet semineri yer alıyor.

22.10.2026 - 09:43
0
Şenay Ekin: Spikerlikten diksiyon eğitimine uzanan yolculuk

Ahmet Taş | Acil Host

İZMİT, TÜRKİYE — Spiker ve diksiyon eğitmeni Şenay Ekin, yayıncılık deneyimini konuşma eğitimlerine taşırken, Elginkan Vakfı’nın Kocaeli’deki eğitim merkezinin 4 Kasım 2026 tarihli çevrim içi seminerinde katılımcılarla diksiyon ve hitabet üzerine buluşmaya hazırlanıyor.

Radyo, canlı yayın ve sunuculuk deneyimlerini eğitim çalışmalarında değerlendiren Ekin, sosyal medya paylaşımlarında da Türkçenin kullanımı, topluluk karşısında konuşma ve kişiler arası iletişim üzerinde duruyor. Elginkan Vakfı bünyesindeki eğitimleriyle birlikte sürdürülen bu paylaşımlarda, konuşma pratiği kadar sözcük seçimi, samimiyet ve karşıdaki kişinin sınırlarına saygı da yer buluyor.

Radyodan diksiyon eğitmenliğine

Şenay Ekin, mesleki geçmişini anlattığı paylaşımlarında kendisini eski bir radyocu ve canlı yayında haber sunmuş bir spiker olarak tanımlıyor. İlk canlı yayın deneyimini yirmili yaşlarında yaşadığını belirten Ekin, kariyerinin farklı dönemlerinde röportajlar yaptığını, konserlerde ve özel etkinliklerde sunuculuk üstlendiğini aktarıyor.

Kendi anlatımına göre ilk sunum deneyimlerinden biri, üst rütbeli subaylar ve askerî personelin bulunduğu bir topluluğa yönelikti. Farklı dinleyici grupları önünde edindiği bu deneyimlerin ardından, diksiyon ve hitabet alanındaki eğitim çalışmaları meslek yaşamında yer almaya başladı.

Ekin’in çalışmalarında yayıncılıkla eğitim arasındaki bağ, insanların kendilerini bir topluluğa nasıl anlatabildiği sorusu üzerinden kuruluyor. Radyo mikrofonu, canlı yayın ve sahne deneyimleri, paylaşımlarında özellikle heyecan, hazırlık ve konuşmayı sürdürebilme başlıklarıyla birlikte ele alınıyor.

Eğitim alanına ilişkin değerlendirmelerinde ise mesleki deneyime ve uygulamaya önem veriyor. İletişim konusunda öneride bulunan kişilerin, söylediklerini kendi konuşmalarında da gösterebilmesi gerektiğini savunuyor; eğitimlerde kullanılan iddialı tanımlardan önce konuşmanın niteliğine bakılması gerektiğini belirtiyor.

Elginkan’da farklı mesleklerden katılımcılar

Ekin, Elginkan Vakfı çatısı altındaki çalışmalarını anlattığı paylaşımlarında, eğitimlere farklı mesleklerden ve farklı beklentilerle gelen kişilerin katıldığını belirtiyor. Katılımcıların ortak gündemini, seslerini ve sözcüklerini kullanarak kendilerini daha iyi ifade edebilmek oluşturuyor.

Sahneyi kendi yaşamının bir parçası olarak gördüğünü anlatan Ekin, bu yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor:

“Bu sahne benim evimin bir odası gibidir. Burada misafirlerimi ağırlarım.”

Eğitimlerde heyecanlanan, anlatacaklarını unutan, konuşurken duygulanan veya kendi deneyimine gülümseyen katılımcılarla karşılaştığını aktarıyor. Bu süreçte kendisinin de farklı insan hikâyelerini tanıdığını, eğitimlerin sonunda öğrenilenlerin yanında ortak anıların kaldığını söylüyor.

Bir başka eğitim paylaşımında, Elginkan Vakfı bünyesinde farklı meslek gruplarından katılımcılarla 74 saatlik bir çalışma yürüttüğünü bildiriyor. Bu çalışmada konuşmanın etkisi, anlatım biçimi ve nezaket üzerinde durulduğunu belirtiyor. Söz konusu çalışma, kasım ayı takviminde duyurulan üç saatlik seminerden ayrı bir eğitim olarak aktarılıyor.

Topluluk önünde konuşmada uygulama vurgusu

Ekin’in eğitim anlayışında, katılımcının dinleyici karşısına çıkarak konuşmayı denemesi önemli bir yer tutuyor. Kendi eğitimlerinde kişileri sıklıkla sahneye aldıklarını ve konuşma pratiği yaptırdıklarını anlatıyor.

Topluluk önünde konuşma üzerine yayımladığı bir değerlendirmede, ilk denemenin kusursuz olması veya büyük bir beğeni toplaması beklentisine karşı çıkıyor. Ona göre kişi, başlangıçta heyecan yaşasa da konuşmasını tamamlayarak bir sonraki deneme için deneyim kazanabilir. Ekin bu görüşünü, doğrudan konuşma pratiği yapmanın önemini vurgulamak için kullanıyor.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çalışanlarıyla gerçekleştirdiğini duyurduğu bir seminerin ardından da dinleyiciyle kurulan göz temasına dikkat çekiyor. Kalabalık içinde gülümseyen, konuşmacıyı dinlediğini belli eden bir kişiyi “dost dinleyici” olarak adlandırıyor.

Ekin’in önerisine göre, özellikle konuşmanın ilk dakikalarında bu kişiye yönelmek, konuşmacının kendisini daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir. Bu öneriyi kendi sahne deneyiminden bir gözlem olarak paylaşıyor; konuşmacıyla salon arasındaki ilişkinin anlatım üzerindeki etkisini öne çıkarıyor.

Etkili anlatımda samimiyetin yeri

Ekin, etkili konuşmaya ilişkin değerlendirmelerinde telaffuz, bakış ve el hareketleri gibi unsurlara değinirken, samimiyete de ayrı bir önem veriyor. Bir paylaşımında en etkili bulduğu konuşmaları “sahici konuşmalar” olarak nitelendiriyor.

Ona göre insanın duygusunu saklamadan anlatabilmesi, dinleyiciyle kurduğu bağın önemli bir parçası. Ekin, duygulanmayı veya gözyaşını güçsüzlük olarak değerlendirmediğini; bunları insanın yaşadıklarını ifade etmesinin doğal biçimleri arasında gördüğünü aktarıyor.

Bu bakış, eğitim ortamına ilişkin anlatımlarında da karşılık buluyor. Katılımcının bazen çekingen, bazen heyecanlı olabildiğini kabul eden Ekin, kendi deneyimini aktarırken bu farklı tepkilere yer veriyor. Konuşmanın içeriğiyle kişinin yaşadığı duygunun birbirinden bağımsız ele alınamayacağını, özellikle insan hikâyeleri üzerinden anlatıyor.

Sözcüklerin etkisini konu aldığı kısa paylaşımlarında ise insanların kullandıkları dile ilişkin sorumluluğunu hatırlatıyor. Ne söylendiği kadar, sözün hangi biçimde ve nasıl bir ilişki içinde söylendiği de üzerinde durduğu konular arasında bulunuyor.

Türkçe, nezaket ve kişisel sınırlar

Şenay Ekin’in LinkedIn paylaşımlarında, günlük hayatta kullanılan tanışma ve hitap ifadeleri de yer alıyor. Bir paylaşımında kendini tanıtırken “Ben Şenay Ekin” biçimini tercih ettiğini belirtiyor; ilk karşılaşmada kullanılan sözcüklere özen gösterilmesini öneriyor.

Antalya Bugün’ün Ekin’in paylaşımlarını ele aldığı haberinde ise dil kullanımının yanında nezaket ve kişisel sınırlar üzerindeki görüşlerine dikkat çekiliyor. Habere göre Ekin, birbirini tanımayan kişilerin yakınlık bildiren hitapları kullanmasını sorguluyor; karşıdaki kişinin bu yakınlığı nasıl karşılayabileceğinin düşünülmesini istiyor.

Aynı haberde, verilen sözlerin tutulması, randevulara uyulması ve insanların yanıtsız bırakılmaması da Ekin’in değindiği konular arasında aktarılıyor. Yaş, kilo, medeni durum ve çocuk sahibi olma gibi özel konulara yönelik soruların gelişigüzel sorulmamasını önerdiği belirtiliyor.

Ekin’in kamusal LinkedIn sayfalarında 30 bini aşan bir takipçi kitlesi görülüyor. Platformu eğitim duyurularının yanında, gündelik iletişim alışkanlıkları üzerine görüşlerini paylaşmak için kullanıyor. Çevrim içi eğitim verip vermediğini soran takipçilerine yönelik bir paylaşımında da bu yöntemle eğitim sunduğunu açıklıyor.

4 Kasım’da çevrim içi diksiyon ve hitabet semineri

Elginkan Vakfı Ahmet Elginkan Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi’nin yayımladığı uzaktan eğitim takviminde, Şenay Ekin’in eğitimci olarak yer aldığı Diksiyon ve Hitabet semineri 4 Kasım 2026 tarihinde yapılacak.

Kocaeli’de faaliyet gösteren merkezin programına göre seminer 19.00–22.00 saatleri arasında düzenlenecek ve üç saat sürecek. Başvuru dönemi ise 1 Ekim–2 Kasım 2026 olarak belirtiliyor.

Diksiyon ve hitabet alanındaki çalışmalarını takip edenler, katılım ve başvuru koşullarını merkezin resmî duyurularından öğrenebilecek. Kurumun ilan ettiği takvimde başvurular için son tarih 2 Kasım olarak yer alıyor.

AcilHost.Net

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Sevdim Sevdim 0
Eğlenceli Eğlenceli 0
Vay Vay 0
Üzgün Üzgün 0
Sinirli Sinirli 0
Ahmet Taş

Ahmet Taş, teknoloji, dijital yayıncılık ve internet hizmetleri alanlarında çalışmalar yürüten gazeteci ve medya profesyonelidir. AcilHost.net bünyesinde teknoloji, yapay zekâ, yazılım, siber güvenlik ve dijital dönüşüm konularındaki gelişmeleri takip ederek okuyuculara güncel, anlaşılır ve faydalı içerikler sunmayı amaçlamaktadır.

Yorumlar (0)

User