Kurumları Ayakta Tutan Gerçek Güç: Hakkaniyet
Konuşmacı Hülya Mutlu, iş dünyasında başarıyı belirleyen en temel değerin hakkaniyet olduğunu vurguluyor. Sessiz istifalar, liyakat eksikliği ve adil kurum kültürünün önemi bu yazıda ele alınıyor.
Kurumları Ayakta Tutan Gerçek Güç: Hakkaniyet
ACİLHOST.NET / TÜRKİYE
Bütçe değil, adalet motive eder
Konuşmacı ve eğitmen Hülya Mutlu’nun dikkat çeken tespiti, iş dünyasında uzun süredir dile getirilen ama çoğu zaman göz ardı edilen bir gerçeği yeniden gündeme taşıyor: Bir kurumun sürdürülebilir başarısını sağlayan unsurlar arasında teknoloji, bütçe ya da stratejiden önce gelen şey, hakkaniyettir. Hakkaniyet duygusunun hissedilmediği kurumlarda ise zamanla sadece iş gücü değil, kurumun ruhu da çekip gider.
Takdir edilmeyenler sessizce terk eder
Mutlu’nun vurguladığı gibi, çalışanlar sadece kendi yaptıkları işten değil, kimin ve neyin ödüllendirildiğinden de etkilenir. Eğer başarı, liyakat ve özveri değil de kulis ilişkileri, görünürlük ya da çıkar odaklı davranışlar ödüllendiriliyorsa; üretken, karakterli çalışanların sessizce istifa etmeleri kaçınılmaz hale gelir. Ve bu durum yalnızca bireylerin motivasyonunu değil, kurumun bütünsel dinamizmini de bozar.
Zamanla ofislerden önce motivasyon, ardından da aidiyet çekilir. Takım olgusu yok olur, sadece kalabalık kalır.
Terfi sadece unvan değil, kültürel bir mesajdır
İnsan kaynakları yönetiminde en önemli göstergelerden biri olan terfi sistemi, çalışanlara “kimler değerlidir” mesajını verir. Eğer bu sistemde başarıya ulaşmak için sessiz kalmak, görünmez olmak ya da içe kapanmak değil; dalkavukluk ve manipülasyon öne çıkıyorsa, kurumsal yapı hızla güvenilirliğini kaybeder. Terfi edilen kişi yalnızca pozisyona değil, aynı zamanda kurum kültürünü şekillendiren değerlere de gönderme yapar.
Bu nedenle, kurumlar yalnızca KPI’ları değil, kültürel göstergeleri de izlemelidir. “Ne tür insanları yüceltiyoruz?” sorusu, her yönetim kurulu toplantısının gündeminde olmalıdır.
Sessiz istifalar görünmeyen krizleri haber verir
Hakkaniyetin olmadığı bir kurumda, çalışanların birçoğu fiziksel olarak orada kalsa da duygusal olarak çoktan ayrılmış olabilir. “Sessiz istifa” adı verilen bu fenomen, özellikle genç nesil çalışanlar arasında yaygınlaşmakta. Bu kişiler iş tanımlarını yerine getirir, ancak artık inisiyatif almaz, yaratıcı fikir sunmaz ya da kuruma gönül vermez. Bu durum fark edilmediğinde, görünmeyen bir kriz kurumun tüm verimliliğini tehdit eder hale gelir.
Gerçek marka değeri: Adaletli kurum kültürü
Mutlu’nun altını çizdiği gibi, kurumsal itibarı inşa eden şeyler arasında “teknolojik altyapı” ya da “pazarlama bütçesi” değil, her bireyin içine sinecek kadar şeffaf ve adil bir kurum kültürü yer alır. Bu kültür, çalışanların güvenini kazandığında, marka değeri yalnızca dışarıda değil içeride de büyür.
Tepkiniz nedir?
Beğen
0
Beğenme
0
Sevdim
0
Eğlenceli
0
Vay
0
Üzgün
0
Sinirli
0
Yorumlar (0)